
İstanbul’un Antikçağ Tarihi: Klasik ve Hellenistik Dönemler, Murat Arslan, Odin Yayıncılık, 2010, 595 sayfa.
Arka kapak: Bu kitap İstanbul’un Klasik-Hellenistik Dönem tarihi, tarihi coğrafyası ve tkoplumsal yapısını ele almaktadır. Kitabın amacı antik kaynaklar, epigrafik belgeler, nümismatik buluntular ile son zamanlarda ele geçen arkeolojik kalıntılardan elde edilen veriler ışığında, İstanbul Boğazı’nın her iki yakasında ikamet eden otokton halklarla bölgeye sonradan yerleşen kolonistlerin birbirleri ve dön9emin önde gelen idari merkezleriyle kurdukları siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini analiz etmektir.
İon, Platon, Yunancadan çeviren: Nihal Petek Boyacı, Kabalcı Yayınları, 2011, 78 sayfa.
Arka kapak: Platon’un henüz siyaset yaşamına adım atmadığı bir dönemde kaleme aldığı lon, zihinleri sanatın ve şiirin kıvrımlarında dolaşmaya çağıran bir diyalogtur. Bu bakımdan başta Homeros ve Hesiodos olmak üzere şairlerin tanrısal ilhamlarla ve edebi inceliklerle örülü şiirsel dünyalarına yöneltilmiş felsefi bir şiir ve sanat eleştirisi niteliğini taşımaktadır. Bir sanat eserinin kökeni, yaratımı, temsil ve icrasına yönelik titiz bir tartışmanın konu edildiği bu diyalog, yine Sokrates’in tanımıyla, okuyucusunu büyüleyip kendine çeken bir Magnesia taşı gibidir.
Euthyphron, Platon, Yunancadan çeviren: Güvenç Şar, Kabalcı Yayınları, 2011, 104 sayfa.
Arka kapak: Euthyphron, Platon’un gençlik dönemi diyalogları arasında sayılır ve konu itibariyle Sokrates’in Savunması, Kriton ve Phaidon diyaloglarıyla bir bütünlük oluşturur. Diyalogta İÖ 399 yılında dinsizlik ve gençlerin ahlakını bozma suçlamalarıyla yargılanıp idama mahkum edilen Sokrates’in yargılanmasından hemen önceki süreç anlatılmaktadır. Sokrates burada, kendisine yöneltilen en önemli suçlamalardan biri olan dinsizlik suçlamasına karşı mahkeme önünde yapacağı savunmada izleyeceği yolun temel taşlarını döşer gibidir. İşlediği bir cinayet yüzünden babasını dava etmekte ısrar eden ve bunun dindarca bir eylem olduğunda direten Euthyphron’un bu kişisel davasının yanına Sokrates kendi davasını koyar ve bu davayı ahlaki, siyasi ve hukuki yönleriyle ele alarak dindarlığın ve dinsizliğin ne olduğunu tartışmaya açar. Derin bir bakış açısı ve titiz akıl yürütmelerle dindarlık anlayışını sorgular ve Euthyphron’un şahsında Atina toplumuna din duyuşunun kaynağını düşündürmeye çalışır, kısacası dinin gündelik yaşamla, ahlakla, siyasetle, hukukla temas eden yanlarını ince bir alayla gözler önüne serer.
Eski Yunanca-Türkçe Sözlük, Güler Çelgin, Kabalcı Yayınları, 2011, 735 sayfa.
Bu kaynak, Türkiye’de ve Türkçede önemli bir boşluğu dolduruyor. Öncelikle, benzer tek kaynak olan Suat Sinanoğlu’nun sözlüğünün baskısı çoktan bitmişti. İkinci olarak, Çelgin’in sözlüğü, Kabalcı Yayınları’nın Çiğdem Dürüşken yönetiminde 2005′te kurduğu “Humanitas – Yunan ve Latin Klasikleri” dizisinde bugüne kadar ikidilli olarak yayımlanan 25 kitaba anlamlı bir başvuru kitabı oluşturuyor. Orta boy bir sözlük olarak taşınması kolay, güzel ciltli.
Küçücük bir soru: Sözlük maddelerinin puntosu, satır aralıkları ve hatta marjları daha küçültülseydi, daha çok bilgi kapsanamaz mıydı? Bu sayede küçük puntolu önsöz daha uzun tutulabilir, harf tablosu genişletilebilir ve böylece romanizasyon konusunda temel bir başvuru kaynağı oluşturulabilirdi. Çelgin’in bibliyografya çalışmasının baskısını dört gözle beklediğimizi de söyleyeyim bu vesileyle. Güler Çelgin’in ve emeği geçen herkesin eline sağlık!
Arka kapak: Hint-Avrupa dil ailesinin üyesi olan Eski Yunanca, çeşitli lehçelere ayrılan çok zengin bir antik dildir. Eski Yunan – Latin dilleri ve edebiyatları öğrencileri ve araştırmacılarının yanı sıra Eskiçağ Tarihi, Klasik Arkeoloji, Yunan – Latin Epigrafyası, Antik Felsefe, Çağdaş Yunanca bilim dallarında öğrenim görenler ve araştırma yapanlar için, ayrıca Hukuk, Tıp, Eczacılık, Biyoloji gibi bilim dallarının terminolojisi açısından büyük önem taşıyan Eski Yunanca’nın öğrenilmesi ve kullanılmasında sözlüklerin özel bir yeri vardır. Osmanlı Dönemi’nde Darül-fünun’un eğitim programlarında yer almayan, ilk kez Cumhuriyet Dönemi’nde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öngörü, arzu ve girişimleriyle Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde, ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretilmeye başlayan Eski Yunanca bugün başta Ankara, İstanbul, Ege ve Akdeniz üniversitelerimizin Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri bölümleri olmak üzere çeşitli üniversitelerimizde zorunlu ya da seçmeli ders olarak öğretilmektedir. Eski Yunanca’nın ülkemizde yaklaşık 70 yıllık bir geçmişinin olmasına karşılık, şimdiye değin, Prof. Dr. Suat Sinanoğlu’nun 1953 yılında basılan, Kelimelerin Etymonu Esas Tutularak Tertiplenen Yunanca-Türkçe Sözlük adlı, bugün tükenmiş durumdaki etimolojik sözlüğü dışında Eski Yunanca’dan Türkçe’ye bir sözlük yayımlanmamıştır. Yaklaşık 20.000 maddeden oluşan, elinizdeki Eski Yunanca-Türkçe Sözlük, yazarın İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde uzun yıllardan beri vermekte olduğu Eski Yunanca derslerinin kendisine kazandırdığı deneyimle, öncelikle öğrencilerin gereksinimleri göz önünde tutularak hazırlanmıştır. Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü ve gerek amacı gerek kapsamıyla ülkemizde bir ilk olan Eski Yunanca-Türkçe Sözlük’ün, alanındaki büyük boşluğun doldurulmasına katkı sağlaması hedeflenmektedir.