digamma eski yunancada yok olmuş bir ses, sesin simgesi. insanı kah güldüren kah ağlatan yaşamöyküsü aşağıdadır.
sahne alış sıralarına göre kişilikler: vau, w, vav, digamma, ebesi, gamma, f, 6, sigma, tau, esnaf, 5, v, 500, phi, s, a-, in-, im-, sokrates, psi, trigamma ve hacı ömer sabancı vakfı.
kimisine göre sanskritçe “vau”, kimisine göre hint-avrupaca /w/, kimisine göre ibranice “vav”dan gelen digamma, homeros’un zamanından sonra eski yunancanın 6. harfi olarak dünyaya gelmiş. doğunca şöyle demiş: “ww”. bunu duyunca şaşkınlığa düşen ebe, elindeki iki gammayı bizim F harfine benzer şekilde üst üste koymuş ve bebenin kulağına “ismin digamma’dır nasipsiz yavrum” diyip şefkatle üstünü örtmüş.
nasipsiz digamma ilk gençliğinde rakam işine girmiş ve alfabenin 6. harfi olduğundan olacak kendisine 6 rakamının yerini tutma görevi verilmiş. bir süre sonra kendisine süslü üniforma verilmiş, birbirine bağlı “sigma” ve “tau” harfleriyle yazılmış, böylece esnaf kendisine “stau” lakabını takmış. “sigma” 200 ve “tau” 300 sayısının yerini tuttuğu halde, yanyana gelip “stau”yu oluşturduklarında hala 6′yı belirtmelerinde karar kılınmış. “stau” 6 sayılınca da eski yunanca “haç” anlamındaki “stauros”nun toplamı ne güzel 777 olmuş, “isa”nın toplamı da 888 olacakmış zaten. ebcet hesabında “vav”ın değerinin 6 olmasının nedeni işte nasipsiz digamma’dır. peki fransızcada seçkin yayınlarda kullanılan küçük “f”lerin digamma’ya benzerliğinden yola çıkarak, aynı yayınlarda hala uygulanan “s” ve “t”yi birbirine bağlama (typographical ligature) geleneğinin başlangıcının “stau” olduğu öne sürülebilir mi? herhalükarda hesap kitapta “stau” çok kullanıldığından olacak, basitleştirilerek daha ergonomik bir virgüle çevrilmiş ve adına bu sefer “stigma” denmiş.
digamma olgun çağında birçok sözcükte çalışmış. en önemlilerinden biri “eidô”dur ki latincede “video” olacaktır. bilindiği gibi romalılarda “v” rakam olunca 5 olur, o ayrı. “sigma” ile “tau”nun da “phi”nin de değerinin 500′e karşılık geldiğine dayanılarak, digamma’nın “phôs” gibi temel bir sözcüğün kökü olduğu söylenmiş. fiil morfolojisine bakanlar da kariyerinin doruğunda “s” kılığına girmiş bir çekim eki olduğunu düşünmüş, bir kişi de çıkıp “hadi len” dememiş.
yıllarca sözcük türetmekten yıpranan digamma sonradan yoksunlaştırıcı önek görevine getirilmiş, oradaki görevinden emekli olup yerini “a-“, “in-” ve “im-” gibi gençlere bıraktıktan sonra, “san” ve “koppa” harfleri gibi iyonya ve attika’da gözden düşmüş, yaşamının sonbaharını ılıman batı lehçelerinde geçirmiştir. bir gün bir kahvede yorgana sarılmış televizyon izlerken hayata gözlerini yummuştur. ölümünün sokrates’in ölümüyle aynı güne rastgeldiğine inanılır ve halen bombay’dan neuchâtel xamax’a kadar birçok şehir mezarının kendilerinde bulunduğu konusunda didişir.
örneklerden görüldüğü gibi digamma’nın mirası birçok batı dilinde sürmüştür. özellikle yoksunlaştırıcı “a-” öneki latincede sükse yapmıştır. söylentilere göre rönesans yıllarında digamma’ya yatır muamelesi yapılmış, hatta umbria’da önemli bir kavşakta anısına eğreti bir heykel dikilmiş, sonraları matematikte “psi” harfiyle simgelenen bir “digamma fonksiyonu” kurulmuş, bir süre sonra “trigamma fonu” da oluşturularak ortak gelirleri hacı ömer sabancı vakfı’na aktarılmıştır.